Büyük Taklitçi Gluten İntoleransı

Çölyak olmayan (non celiac) gluten hassasiyetleri, Çölyak hastalığından kat kat daha fazla görülmektedir. Bu gluten hassasiyetleri, çölyaktan daha farklı klinik tablolarla ortaya çıkar. Tıp terminolojisinde böyle durumlara ‘büyük taklitçi’ denir. Bunlar başka hastalıkları taklit eden gizli gluten hassasiyetleridir.

10 Eylül 2015

Gluten İntoleransları

Çölyak olmayan (non celiac) gluten hassasiyetleri, Çölyak hastalığından kat kat daha fazla görülmektedir. Bu gluten hassasiyetleri, çölyaktan daha farklı klinik tablolarla ortaya çıkar. Tıp terminolojisinde böyle durumlara ‘büyük taklitçi’ denir. Bunlar başka hastalıkları taklit eden gizli gluten hassasiyetleridir.

Örneğin, migren, romatizma, haşimato, fibromiyalji, vücut döküntüleri, dermatitis herpetiformis, diyabet, sedef benzeri döküntüler, iyileşmeyen vücut ağrıları, iyileşmeyen baş ağrıları, alerjiler, sebebi bilinmeyen kaşıntılar gibi pek çok durumda gluten hassasiyeti vardır. Bu gizli gluten hassasiyetlerinin toplumdaki oranının yüzde 4 ila 6 arasında olduğu düşünülmektedir. Yüzde 6 görüldüğünü varsayarsak, Türkiye nüfusunu da yuvarlak hesap 80 milyon kişi kabul etsek, 4 milyon 800 bin kişide gizli gluten hassasiyeti var demektir. 900 bin çölyak hastası ile toplayınca, ülkemizde toplam 5 milyon 700 bin kişi gluten hassasiyetinden mustarip. Ancak bunların sadece 10 bin kadarına tanı konulmuş durumda. Diğer insanlar kendilerinde gluten hassasiyeti olduğunu bilmeden, ‘Bende romatizma var, bende diyabet var, bende migren var’ diye yaşıyor.

Kısırlıktan kansere: Çağımızın biyolojik silahı buğday

Gluten hassasiyeti (intoleransı) bazı hastalıkları taklit eder.

Aşağıdaki hastalıklardan herhangi birinden şikâyetçi iseniz, aslında altta yatan sebep gluten hassasiyeti olabilir!
  • Eklem romatizması
  • Kısırlık
  • Osteoporoz
  • Karaciğer yetmezliği
  • Anemi
  • Migren
  • Depresyon
  • Fibromiyalji
  • Kronik yorgunluk
  • Şizofreni
  • Reflü
  • Alerjiler
  • Cilt döküntüleri (Dermatitis herpetiformis)
  • Ülseratif kolit
  • Crohn hastalığı
  • Diyabet
  • Huzursuz bacak sendromu
  • İyileşmeyen vücut ağrıları
  • İyileşmeyen başağrıları
  • İrritabl barsak sendromu (İBS)
  • Tüm otoimmün hastalıklar

Kısırlığın sebebi olarak buğday

Düşünsenize, “çocuğum olmuyor” diye tüp bebek merkezlerine taşınan, ciddi paralar ödeyen ve yıllarını bu tedaviye harcayan insanların önemli bir kısmı aslında kısır değil, çölyak hastası! Ama kimse bunlara diyet vermiyor, “Buğdayı kesin” demiyor. Oysaki glutensiz diyetle beslenseler, zaten bir sene içinde hamile kalma şansları var. Üstelik ilaç kullanmadan, gereksiz maliyetlere ve strese girmeden...

Öyle bir gıda maddesi düşünün ki, yenildiğinde kısırlıktan kansere, diyabetten şizofreniye kadar pek çok hastalığın oluşmasına sebep oluyor. Ve birileri bu gıdayı dünyaya yaymak için elinden geleni yapıyor.

Dolayısıyla, romatizmada, kanserde, diyabette, kısırlıkta, alerjilerde, migrende, bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlarda, tüm otoimmün hastalıklarda buğdayı kesmek şarttır. Tabii ki, bütün migrenler, bütün kısırlık vakaları, bütün romatizmalar gluten hassasiyetine bağlı değildir ama önce buğdayın kesilerek hastanın takip edilmesi zorunludur. Hasta belli bir süre buğday yemesin bakalım, hastalığın seyri ne oluyor? Tüm tedavilerden önce glutensiz diyet verilmeli ve hasta takip edilmelidir. Romatizmada, diyabette, kanserde, migrende, sedefte verilen ilaçları düşünürseniz, bütün bunları yapmadan önce hastada basitçe buğdayı kesmek çok daha evladır. Hem mali açıdan, hem sağlık açısından.

Bugün itibariyle, Türkiye’de 5,5 - 6 milyon insanda buğdaya karşı hassasiyet var ama nedense sanki hiç böyle bir şey yokmuş gibi davranılıyor. Bu hastalara romatizma ilaçları, diyabet ilaçları, alerji ilaçları gibi bir sürü başka ilaçlar veriliyor. Hiçbir doktor, hastasına, ‘Buğdayı kes de takip edelim bakalım, şikâyetlerinde azalma var mı’ demiyor. Kimse insanları genetiği değiştirilmiş buğdayın zararları konusunda uyarmıyor.

Gluten hassasiyetlerine teşhis konulamamasının bir sebebi de gluten intoleransını gösteren sağlam bir testin olmayışıdır. Birtakım kan testlerimiz var ama bunların hiçbiri tam olarak doğru sonuç vermez. En güvenilir olanında bile yalancı negatiflik ve yalancı pozitiflik oranı vardır. Yani, gluten hassasiyeti olsa bile hastaların belli bir kısmında test normal çıkar. Dolayısıyla bu testleri yapmanın da bir anlamı kalmıyor.

Bugün elimizde bu kadar gelişmiş teknikler varken, niye gluten hassasiyetiyle ilgili sağlam bir test bulamıyoruz? Neden bununla ilgili daha sağlam sonuçlar veren testler geliştirilmiyor? Üzerinde tartışılması gereken bir konu.


Terörist Gluten Her Yerde Karşınızda!

Gluten hassasiyeti olanların hayatı hiç kolay değildir. Gluten sadece buğdaylı ürünlerin içinde yer almaz. Sadece ekmek, pasta, makarna, erişte veya bisküviyi kesmekle iş bitmez. Gluten aynı zamanda birçok endüstri ürününün içinde katkı maddesi olarak da kullanılır. Bir kâğıt bardakta, bir rujda gluten kullanılabileceği kimin aklına gelir? Ben şimdi bunların üreticilerine soruyorum, bu ürünlerde gluten niye kullanılıyor? Gluten vazgeçilmez bir katkı maddesi midir? Bugün kimya biliminin geldiği noktada yaklaşık 80 bin tür ayrı kimyasal madde var. Glutenin yerini tutabilecek hiçbir madde bulamamış mı kimya bilimi?

Ben bir kozmetik firması sahibi olsam, yeni bir ürün çıkaracağım zaman içinde gluten olmamasına dikkat ederim. Niye? Çünkü toplumun 6 milyonu gluten hassasiyetine sahip. Gluten koyarsam, o 6 milyon kişi almaz bunu. Benim de piyasam daralır. Peki neden bu insanlar hâlâ ürünlerinin içine gluten koymaya devam ediyorlar? Üstelik sadece Türkiye’den bahsetmiyoruz, dünyanın her yerindeki kozmetik firmaları ürünlerinde gluten kullanıyor. Bir rujun, kozmetik ürününün içine gluten koymanın manası nedir? Sanki birileri gluteni yaymaya çalışıyor… Her şeyin içine koyuyor, insanların glutene temasını artırıyor. Hiç ekmek, makarna, erişte yemeyen bir insan bile oradan buradan glutene temas ediyor ve gluten hassasiyeti gelişiyor. Bunun sonucunda da hastalanıyor. Sonra da birileri ona ilaç satıyor…

Ben burada çok sistemli, planlı bir hareket olduğunu düşünüyorum. Kanaatimce, belli bir dönemden itibaren glutenin insan sağlığına ne yaptığını, bunun kendilerine nasıl bir ticari fırsat doğurduğunu anladılar. Bilimsel kurullara buğdayın daha fazla yenilmesi, glutenin daha fazla kullandırılması için görevler verdiler. Besin piramitleri oluşturdular, arkasından ilaçlar çıkardılar, o ilaçları satmak için uğraştılar.

Önce bizi hasta edip, sonra da kimyasal ilaçları verdiler. 


DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: