Yeni Varyantlar, Yeni Endişeler

Koronavirüs devamlı değişiyor. Yani pandeminin başında karşımıza çıkan orijinal virüsle bugün mücadele ettiğimiz virüs arasında önemli farklar var. İşte COVID-19’un yeni varyantları üzerine bilmeniz gerekenler…

Koronavirüs de tüm virüsler gibi mutasyona uğruyor. Bu değişim virüsün doğasında var. Her koronavirüs yaklaşık 30 bin RNA harfinden oluşur. Bu genetik enformasyon sayesinde virüs hücreleri istila ederek çoğalmaya başlar. Enfekte olmuş hücre yeni koronavirüsler yaratırken bazen ufak kopyalama hataları meydana gelir. İşte bu hatalara mutasyon diyoruz. Bir de sık sık kullandığımız varyant kelimesi var. Bir grup koronavirüs aynı kalıtımsal mutasyonlara sahip olduğunda bunlara varyant denir.

Pandeminin ilk günlerinden beri COVID-19 onlarca, hatta yüzlerce defa mutasyona uğradı. Bunların çoğundan bahsetmiyoruz bile, çünkü bunlar hastalığın kendini ifade edişinde, bulaşıcılığında, semptomlarında ve beraberinde getirdiği ölüm riskinde önemli bir fark yaratmadı. Ancak bazı değişimler var ki bunlar virüsün daha saldırgan hale gelmesine neden oluyor ya da olma riski taşıyor.

İlgi Odağındakiler

Tüm dünyayı alarma geçiren bazı mutasyonlardan daha önce de bahsetmiştik. Mesela geçtiğimiz sene eriştiği her ülkede dominant form haline gelen D614G varyantı[1]. Sonra İngiliz mutasyonu olarak da bilinen B.1.1.7 varyantı var. Öncekilere göre daha bulaşıcı olan bu varyant kısa sırada dünyanın pek çok ülkesine yayıldı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Haziran ayında devreye soktuğu yeni isimlendirme protokolü ile B.1.1.7’ye artık Alfa diyoruz. Bugünlerde takip edilmesi gereken, endişe uyandıran varyantlar listesinde yeni oyuncular da var.  Şimdi son zamanlarda adını sık duyduğumuz, bilim insanlarının yakından izlediği varyantları ve hastalığın seyrini etkileyebilecek özelliklerini inceleyeceğiz.

Beta (B.1.351): İlk olarak dokuz ay önce Güney Afrika’da tespit edilen Beta varyantı bugüne kadar en az 68 ülkede görüldü.

  • Önemli mutasyonlar: Spike proteinde meydana gelen N501Y mutasyonu Beta varyantının hücreye daha sıkı tutunmasını sağlıyor. Benzer bir mutasyon İngiltere’de ortaya çıkan 1.1.7 varyantında da var. E484K mutasyonu ise virüsün bazı antikorlardan paçayı sıyırmasına yardımcı oluyor gibi görünüyor.
  • Pandeminin seyrine etkisi: Virüsün diğer varyantlarına yakalanıp iyileşmiş olabilirsiniz, ama görünen o ki vücudunuzda oluşan antikorlar bu varyanta pek etki etmiyor.
  • Bir not: FDA, Beta varyantının Amerika’da artması durumunda aşıların güncellenmesi için bir plan geliştirme hazırlığında[2].

Delta (B.1.617.2): Son zamanlarda adını çok sık duyduğumuz Delta varyantı 12’den fazla mutasyon barındırıyor. Öne çıkan mutasyonlardan biri de E484Q. Bu mutasyon virüsün antikorlardan saklanarak vücudun savunma mekanizmalarını bertaraf etmesini sağlıyor. 

  • Çok daha bulaşıcı: Delta varyantıyla ilgili başlıca endişe kaynağı orijinal virüsten %60 daha bulaşıcı olduğuna dair bulgular olması. Uzmanlar bu varyantın ilkbahar aylarında Hindistan’ı vuran dalganın ve yüksek ölümlerin başlıca nedeni olduğunu düşünüyor.
  • Farklı semptomlar: Girdiği her ülkede kısa sürede dominant hale gelen Delta varyantına bağlı semptomlar da orijinal virüsle bazı farklılıklar gösteriyor. Orijinal virüsteki en belirgin semptom kuru öksürük iken Delta varyantında baş ağrısı, boğaz ağrısı ve burun akıntısı gibi belirtiler daha yaygın[3].
  • Çarpıcı bir araştırma: İskoçya’da yapılan küçük çaplı bir araştırmaya göre Delta varyantına yakalananların hastanelik olma olasılığı diğer varyantlara yakalananlara kıyasla çok daha yüksek[4].

Gamma (20J/501Y.V3): Gamma varyantı ilk olarak Japonya’da, hastalığı Brezilya’ya yaptıkları seyahatte kapmış olan dört kişide görüldü. 2020’lerin başı gibi Brezilya’nın Amazon bölgesindeki en büyük şehri olan Manaus’ta yeniden ortaya çıktı.

  • Öne çıkan mutasyonlar: Beta varyantındaki N501Y mutasyonu Gamma varyantında da var. Bu mutasyon virüsün hücreye daha sıkı bir şekilde tutunmasını sağlıyor. Hastalığın farklı varyantlarına karşı geliştirilmiş antikorlar Gamma varyantında etkili değil. Her iki özellik de virüsün elini güçlendiriyor.
  • Daha bulaşıcı: Bulgular Gamma varyantının orijinal virüse göre 2,5 kat daha bulaşıcı olduğunu gösteriyor[5].
  • Demografik veriler: Kısa sürede Güney Amerika’da dominant varyant haline gelen Gamma varyantı aralarında Hindistan, ABD, İsveç’in de bulunduğu yaklaşık 40 ülkeye yayılmış durumda[6].
Yakın Takip

Bilim camiası COVID-19’u daha da güçlü bir düşman yapabilecek yeni varyantlara karşı tetikte. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 14 Haziran itibariyle yakın takibe alınan varyantlardan biri de Lambda varyantı (C.37). Bu varyanta ilk olarak Aralık 2020’de Peru’da rastlandı. Son derece bulaşıcı olduğu tespit edilen Lambda şimdiye kadar 29 ülkede görüldü.

[1] “Tracking changes in SARS-CoV-2 Spike: evidence that D614G increases infectivity of the COVID-19 virus”. Korber, W.M. Fischer, Cell, July 2, 2020

[2] https://www.nytimes.com/interactive/2021/health/coronavirus-variant-tracker.html

[3] https://www.yalemedicine.org/news/5-things-to-know-delta-variant-covid

[4] “Sars-CoV-2 Delta VOC in Scotland: demographics, risk of hospital admission and vaccine effectiveness” Jim McMenamin, Bob Taylor, Correspondence Cilt 397, sayı 10293 (2461- 2462) Haziran 2021

[5] https://gvn.org/covid-19/gamma-p-1/

[6] https://cov-lineages.org/global_report_P.1.html

Bunları da beğenebilirsin