Dünya Diyabet Günü

Diyabet Tehdidi

Çok zaman hafife alınsa da beraberinde ciddi komplikasyonlarla gelen, ölümcül sağlık sorunlarıyla el ele yürüyen bir hastalığı mercek altına alıyoruz… 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde diyabet hastalığını ve değişimin eşiğindeki Tip 2 diyabet tedavisini tartışacağız.

Çağın vebası haline gelen Tip 2 Diyabet, doğuştan meydana gelen tip 1 diyabetten farklı olarak beslenme ve yaşam tarzı yanlışları yüzünden ortaya çıkar. Pek ciddiye alınmasa da karşınızda kalp krizi geçirme, kansere yakalanma riskinizi artıran, beyin sağlığınızı olumsuz etkileyen, Alzheimer’a davetiye çıkaran ve viral enfeksiyonlara karşı sizi savunmasız bırakan önemli bir sağlık sorunu var. Tip 2 diyabetin COVID-19’a yakalanma, yakalandığınızda hastalığı ağır geçirme ve enfeksiyona bağlı nedenler yüzünden ölüm riskini önemli ölçüde artırdığını[1],[2]  biliyor muydunuz?

Dünya Sağlık Örgütü diyabeti 21. yüzyılın en önemli toplum sağlığı sorunlarından biri olarak tanımlarken, Enternasyonal Diyabet Federasyonunun (IDF) global diyabet istatistiklerini yayımladığı Diabetes Atlas çarpıcı gerçekleri gözler önüne seriyor[3]:

  • 2021 yılı itibariyle dünyada 537 milyon diyabet hastası var.
  • Bu sayının 2030’da 643 milyona, 2045’te ise 784 milyona çıkacağı öngörülüyor.
  • 2021 yılında 6,7 milyon kişi diyabet yüzünden hayatını kaybetti. Yani bu sene 5 saniyede bir 1 kişi diyabete bağlı nedenler yüzünden öldü.
  • Enternasyonal Diyabet Federasyonu verilerine göre bugün Türkiye’de yaklaşık 8 milyon diyabet hastası var.

Türkiye, diyabetin son derece dik bir ivmeyle arttığı ülkelerin başında geliyor. Bu alanda ilk önemli çalışma olan TURDEP-1’e göre1998 yılında ülkemizdeki Tip 2 diyabet hastaları nüfusun  %7,2’si idi. 2010 yılında bu oran  %13,7’ye çıktı. Yani sadece 12 senede %80’lik bir artış söz konusu! Enternasyonal Diyabet Federasyonu verileri ülkemizde yaklaşık 8 milyon diyabet hastası olduğunu gösterse de, bu rakamın içinde henüz diyabet hastası olduğunu farkında olmayanlar yer almıyor. Senelerdir diyabet hastası olup da bilmeyen öyle çok kişi var ki.

TURDEP-II sonuçlarına göre diyabet hastalarının %45’i diyabetli olduğunun farkında değil. Tabii bir de diyabet yolunda hızla ilerleyen, bizim prediyabet hastası dediğimiz nüfus da istatistiklere girmiyor. Tabloya bunları da eklediğinizde durumun ne kadar ciddi olduğu ortada!

Tedavide Yeni Yaklaşımlar

Diyabet tedavisi için kılavuzlar, tedavi protokolleri vardır. Hastanın kan şekeri yüksekse hemen ilaç verilir. Ancak ilaç tedavisine rağmen hastalığın vücutta yaptığı tahribat giderek fazlalaşır. Zaman içinde ilaçların dozu artırılır. En sonunda da ilaç yetmez olur insülin iğnesine geçilir. Bilim dünyası bir süredir Tip 2 diyabet tedavisindeki açmazları sorgulamaya başladı. Ve ilaç tedavisi yerine beslenme odaklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini gösteren araştırmaların sayısı her geçen gün artıyor.

Birkaç ay önce tıp dünyasının en prestijli yayınlarından biri olan Lancet dergisinde yayımlanan çalışma için dünyanın önde gelen diyabet araştırma merkezlerinden uzmanlar bir araya geldi[4].  Bilim insanları literatürü gözden geçirerek Tip 2 diyabet tedavisinde yeni bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiği sonucuna vardılar; kan şekerini ilaçla düşürmek yerine hastanın beslenmesine ve kilo vermesine odaklanmak gerekiyordu.

Çalışmayı yürütenler günümüzdeki diyabet tedavisinin 1980’li yıllarda yapılan klinik çalışmalara dayandığını ve bu yaklaşımla ilgili önemli sorunlar olduğunu vurguluyor. Nedir bu sorunlar? İlaçla kan şekerini düşürdüğünüzde sorunun kaynağına etki etmezsiniz ve hastalık vücuda hasar vermeye devam eder, ayrıca bu yaklaşımla hastalığı geri çevirmek gibi bir şansınız da yoktur.

Sorun Soframızda

Vücudumuzdaki insülin mekanizması, ancak belli miktarda şekere karşı tasarlanmış bir sistem. İnsanlık tarihinde hiç bu kadar çok şeker tüketilmedi, organizmamız bu şeker saldırısına alışık değil. Şeker dediğimizde sadece çay şekeri ve tatlılardan bahsettiğimiz sanılmasın. Tüm tahıllar, ekmekler, makarnalar, hamur işleri de glisemik indeksi yüksek besinlerdir, vücudumuz bunları da şeker gibi algılar! Bu genelde göz ardı edilen önemli bir detaydır. Genetik formasyonumuzun tanımadığı bu beslenme modeli sayesinde vücudumuz devamlı şekere maruz kalıyor, bu da insülin direnci ve ardından gelen Tip 2 diyabete zemin hazırlıyor. Beslenme ve yaşam tarzı yanlışlarıyla ortaya çıkan bir hastalığı bu yanlışları düzelterek tedavi etmek mümkündür. Tip 2 diyabet hastalarının % 95’i sadece beslenmelerini düzelterek, düzenli egzersiz yaparak iyileşirler.

Diyabet tedavisinde yapılan bir diğer yanlış da hastaya önerilen diyettir! Kan şekerini düşürmek için acil ilaca başlatılan hasta ardından bir diyetisyene yönlendirilir. Hastaya bol tahıllı bir diyet verilir. Bir Tip 2 diyabet hastası her öğün bir dilim kepekli ya da tam buğday ekmek yiyerek iyileşmez, aksine diyabeti derinleşir. Bilim dünyası bir süredir Tip 2 Diyabet hastalarına önerilen beslenme modelini de sorguluyor ve ekmek, makarna gibi buğday ürünlerinin, tahılların tamamen kesildiği diyetlerin diyabetin seyrini geri çevirdiğini gösteren çalışmaların sayısı gün geçtikçe artıyor[5].

5 Maddede Anti-Diyabet Beslenme

Aşağıdaki beslenme modelini uygulamaya başladığınızda kan şekeriniz dengeli seyretmeye başlayacaktır. Ama sakın diyabet ilaçlarınızı, insülin iğnenizi kendiniz bırakmaya kalkmayın! Mutlaka doktor kontrolünde olmalısınız. Doktorunuz daha az ilaca ihtiyaç duyduğunuzu görerek, ilaçlarınızı yavaş yavaş azaltacaktır.

  1. Şeker ve tüm işlenmiş gıdalar yasak: Temel kural doğal beslenme olmalı. İşlenmiş gıdalar katkı maddeleriyle, kimyasallarla, şekerle doludur. Vücuttaki enflamasyonu artırarak diyabeti derinleştirirler. Önemli bir not: Meyvelerin de şeker içerdiğini unutmayın. Diyabet hastaları meyveden uzak durmalı. Hastalık kontrol altına alındıktan sonra, elma gibi şeker oranı düşük meyveler sınırlı bir şekilde tüketilebilir.
  2. Buğday ve tahıllar yasak: Hem gluten içerikleri hem de yüksek glisemik indeksleri yüzünden her türlü ekmekten, un, bulgur, makarna, erişte, şehriye ve hatta ev tarhanasından bile uzak durmalısınız.
  1. Et, yumurta, sakatat serbest: Gezgin tavuğun etini, yumurtasını, merada yayılmış hayvanın etini yiyin, deniz balığı tüketin. Tüm sakatatlar faydalı ve gereklidir. Ciğer, paça çorbası, kemik suyu diyabet hastalarının öğünlerinde her zaman yer almalıdır.
  2. Sağlıklı yağları artırın: Sızma zeytinyağından, halis tereyağından korkmayın, bolca tüketin. Sağlıklı yağlar kan şekerini dengeler. Asıl korkmanız gereken margarinler! Bir de çiçek yağı ve mısır özü yağı var. Bunların bitkisel kökenli olduklarına bakmayın, üretim süreçleri yüzünden toksik maddeler içerirler.
  3. Probiyotik zengini gıdalar tüketin: Ev yoğurdu, kefir, şirden mayasıyla yapılmış peynir, evde kurulmuş turşu, sirke tüketin. Ancak yoğurt, peynir, kefir gibi süt ürünleri az miktarda laktoz içerdikleri için kan şekeriniz dengeli seyredene kadar, bir süre önermiyorum (yüksek miktarda laktoz içerdiği için süt yasak).

[1]COVID-19 and Diabetes: Understanding the Interrelationship and Risks for a Severe Course” Front. Endocrinol, 17 Haziran 2021

[2]COVID-19 and diabetes mellitus: from pathophysiology to clinical management” Michael A. Nauck, Jae Bae, Nature Reviews Endocrinology  17, 11–30 (2021)

[3] https://diabetesatlas.org/

[4] “Obesity management as a primary treatment goal for type 2 diabetes: time to reframe the conversation” Ildiko Lingvay, Priya Sumithran, Ricardo V Cohen, The Lancet, Eylül 2021; DOI: 10.1016/S0140-6736(21)01919-X

[5]  “Efficacy and safety of low and very low carbohydrate diets for type 2 diabetes remission: systematic review and meta-analysis of published and unpublished randomized trial data” Joshua Z Goldenberg, Andrew Day, Ocak 2021, BMJ Clinical Research 372:m4743, DOI:10.1136/bmj.m4743

 

Bunları da beğenebilirsin