IHLAMUR
Çocukluğum, Kırıkkale’de bahçesinde iki tane harika ıhlamur ağacı olan bir evde geçti. Rahmetli babamın evi yaparken (daha ben 5 yaşındayken) kendi elleriyle diktiği ıhlamur fidanları kısa sürede boy atarak kocaman ıhlamur ağaçları oldu. Her sene ha
ziran ayı geldiğinde, tüm dallarını dolduran ıhlamur çiçekleri hem evimizin içini, hem de sokağımızı buram buram cennet kokuları ile doldurdu. Okullar kapandıktan sonra, yaz tatilinde ilk görevim, olgunlaşmış ıhlamur çiçeklerini toplamak olurdu. Ağaçların tepesinde daldan dala atlayarak, çiçeklerin tozlarından dolayı hapşıra hapşıra günler boyunca süren zahmetli bir işe girilir, çuvallar dolusu ıhlamur toplardım. Kurutulduktan sonra evin loş ve soğuk arka odasında saklanan ıhlamurları, annem ve babam özenle paketler ve tüm mahalleye, akrabalara, ziyarete gelenlere, benim okul arkadaşlarıma, velhasıl buldukları herkese dağıtırlardı. Yine de ertesi sene ıhlamur mevsimine kadar bitmezdi o ıhlamurlar, sanki o iki ağaçtan bereket taşıyordu. Sonra büyüdüm, Tıp Fakültesi’ni yine sokakları ıhlamur ağaçlarıyla dolu olan güzel Eskişehir’de okudum. Her final döneminde mis gibi açan ıhlamur çiçeklerini kokladıkça evimi özledim. Aradan yıllar geçti, şimdi İstanbul’da yine arka bahçesinde kocaman bir ıhlamur ağacı olan bir evde oturuyorum. Hayatım boyunca nereye gittiysem, hangi şehirde yaşadıysam, ıhlamur ağacı hep beni takip etti. Sanki günün birinde fitoterapiye gönül vereceğimi, şifalı bitkilerin delisi olacağımı biliyordu...
Ama artık ne şimdiki ıhlamurlarda o eski kokuyu alabiliyorum,
ne de soğuk kış günlerinde sobanın üzerinde kaynayan ıhlamur demliğinin tadını bulabiliyorum. Babam çoktan rahmete kavuştu, Kırıkkale’deki ıhlamurlu ev satılalı 10 seneyi geçti. Evi alanlar, nedendir bilinmez, ıhlamur ağacını kestiler.
Ihlamurlar mı tadını yitirdi, ben mi büyüdüm, bilmiyorum... Benim ıhlamura karşı özel bir bağ duyduğum ve duygusal anlamlar yükleyerek fazlasıyla önem verdiğim ortada; ancak şifalı bitki olması açısından baktığınızda da, eğer ıhlamur olmasaydı, dünya daha eziyetli bir yer haline gelebilirdi.
Ihlamur, ‘uçucu yağlar’, ‘flavonoitler’, ‘müsilajlar’ ve ‘kafeik asit’ türevleri taşır. Yatıştırıcı ve sakinleştiricidir. Balgam giderici ve solunum yollarını rahatlatıcı etki gösterir.
İçinde bulunan flavonoitlerin iltihap giderici etkisi vardır. Aynı zamanda ağrı kesici özelliğe sahiptir. İçerdiği müsilajlar sayesinde öksürüğü azaltır, rahatlatır. Boğazı yumuşatır, şikâyetleri hafifletir.
Ihlamur tüketerek elde edilebilecek faydalar:
• Antioksidan etki gösterir.
• Üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı savaşır.
• Öksürüğü rahatlatır.
• Ağrı kesici etki gösterir.
• Yatıştırıcı ve sakinleştiricidir.
Öneri:
• Kışın sık sık rastlanan viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotikler faydasızdır. Gereksiz yere antibiyotik kullanmayın, bol bol ıhlamur için.
Dikkat!
• Ihlamurun çiçek kısmını kullanın. Bitkinin şifalı olan kısmı çiçekleridir.
• Ihlamuru uzun süre kaynatmak doğru değildir. Rengi kırmızı olana kadar kaynatmak, içindeki etken maddelerin yok olmasına yol açar. Ihlamuru kaynatmayınız, üzerine kaynar su ekleyerek 5 ila 10 dakika demleyiniz.
ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONU İÇİN ÇAY
• Ihlamur, 1 tatlı kaşığı
• Adaçayı, 1 tatlı kaşığı
• Limon, 1 adet
• 250 cc kaynar su
Adaçayı ve ıhlamur bir fincana konulur, üzerine kaynar su eklenir. Fincanın ağzı kapatılarak 10 dakika demlenmesi beklenir. İçine limonun suyu sıkılarak içilir. Günde 4-6 fincan içebilirsiniz.