Migrende Doğal Tedaviler

Çeken bilir, insanın hayatını en çok etkileyen hastalıklardan biri migren ağrılarıdır. Şaşırtıcı bir şekilde yaygın olan bu problem, yaşamlarının bir döneminde kadınların % 25 – 30’unu, erkeklerin ise % 15 – 20’sini etkiler. Migren problemi yaşayan hastaların çoğu, migren atağı başlamadan önce ağrının başlamak üzere olduğunu hisseder. Aura dönemi denen bu sürecin sonrasında da migren ağrısı kapıyı çalar.

13 Mart 2014

Çeken bilir, insanın hayatını en çok etkileyen hastalıklardan biri migren ağrılarıdır. Şaşırtıcı bir şekilde yaygın olan bu problem, yaşamlarının bir döneminde kadınların % 25 – 30’unu, erkeklerin ise % 15 – 20’sini etkiler.

Migren problemi yaşayan hastaların çoğu, migren atağı başlamadan önce ağrının başlamak üzere olduğunu hisseder. Aura dönemi denen bu sürecin sonrasında da migren ağrısı kapıyı çalar. Genellikle başın tek tarafını tutan bu şiddetli ağrıya, sıklıkla mide bulantısı ile birlikte ışığa, sese ve kokulara karşı aşırı bir hassasiyet eşlik eder. Kadın hastaların bir kısmında adet dönemi ile ilişkili olan atakları, açlık, stres uykusuzluk gibi faktörlerin tetiklediği biliniyor. Ayrıca çikolata, peynir, mayalı içkiler gibi migren ataklarıyla ilişkili olduğu düşünülen bazı besinler var. 


Gizemli bir Hastalık: Migren 

Aslında migrenin gizemli bir sağlık sorunu olduğu söylenebilir. Neden? Çünkü söz konusu atakların nedeni hiçbir zaman tam olarak açıklanamamıştır. Migren problemi yaşayan hastalardan elde edilmiş pek çok patolojik bulgu vardır, fakat bu patolojilerin nasıl ve neden meydana geldiğini tam olarak açıklayamıyoruz. Migren hastalarında, kanın pıhtılaşma hücreleri plateletler ve şakak bölgesindeki büyük damarlarda genişleme, kılcal damarlarda daralma gibi damar düzensizlikleri, düşük serotonin değerleri gibi sık rastlanan ortak özellikler söz konusudur. Evet, elimizde bazı klinik bulgular var ama daha önce de belirttiğim gibi, bu anormalliklerin nedenini bilmiyoruz.

Migren hastalığının, ilaçlarla tedavisi de başlı başına ayrı bir problem. Tabii buna tedavi demek doğru değil, çünkü nedeni bilinmeyen bir hastalığı ilaçlarla tedavi etmek zaten mümkün değil. Olsa olsa en fazla semptomlar baskılanabilir. O da geçici bir süre için. Migren ataklarında genelde Ergotamin ve Sumatriptan grubu ağrı kesici ilaçlar kullanılmaktadır. 

Araştırmalar, kronik baş ağrısı çeken hastaların %70’inin kullandıkları ilaçlar yüzünden ağrı çektiklerini gösteriyor. Yani, baş ağrınız geçsin diye bir ilaç alıyorsunuz, ilaç başınızı daha da ağrıtıyor. Ama tabii bunu farkına varmadığınız için bir ilaç daha yutuyorsunuz. Ağrıyı kesmek için kullanılan ilaçlara tepki  -tıpta buna ‘rebound’ deniyor- ancak ağrı kesicilerin bırakılması ile son buluyor. Hatta sadece bu kısır döngüden çıkmanın bile şikâyetin ortadan kalktığını gösteren klinik çalışmalar var.

Size çarpıcı bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. Bu çalışma, ayda otuz taneden fazla ağrı kesici ilaç kullanan hastaların, nadiren ağrı kesici kullananlardan iki kat daha fazla migren atağı yaşadığını gösteriyor ( H. Isler, “Migraine Treatment as a Cause of Chronic Migraine” in F.C. Rose, ed. Advances in Mıgraine Reserch and Therapy, New York, Raven Press, 1982). Yani, migren hastalarının yanlarından ayırmadıkları adeta şeker gibi yuttukları ağrı kesicilerin bizzat kendileri ağrıya yol açıyor. Birçok hastamda da gözlemliyorum. Bu ilaçları kestikten bir süre sonra ağrı ataklarının hem şiddetinin hem de sıklığını azaldığını fark ediyorlar. Tabii, migren ağrısının tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri de ayrı bir problem. Ülser gibi mide sorunları, uyku hali, kilo alma, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, anksiyete, depresyon ve böyle şikayetlerle devam eden upuzun bir liste… 


İlaçlar Şifa Değil!

Tekrar ediyorum: İlaçlar sorunu çözmüyor, sadece baskılıyorlar. Yani bu kadar ilaç kullanıyor, bunca yan etkiye maruz kalıyorsunuz ama tam bir şifa söz konusu değil. Hatta ilaçlar çoğu zaman durumu daha da kötüleştirebiliyor. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında migren ataklarında doğal tedaviler, bitkisel çözümler çok daha önemli bir hal alıyor. Üstelik, sorunu tetiklediği düşünülen koşullardan kaçınma ve beslenme önerileri ile birlikte uygulandığında uzun vadede tam tedavi sağlamak mümkün!  


Migren Ağrılarında Doğal Tedaviler

Migrende kullanılan doğal tedaviler arasında ilk sırada, akupunktur  geliyor Migren hastalığının tedavisinde akupunkturun başarısı klinik çalışmalarla pek çok kez ispatlanmıştır. Migren tedavisinde kullanılan akupunktur, hastaların serotonin seviyesini artırarak etki eder ve tam şifa oranı son derece yüksektir. Tedavi sayesinde migren hastalarında atak sıklığı ve ağrı kesicilere ihtiyaç azalmakta, ağrının şiddeti hafiflemekte ve %70’den fazlası hastalıktan tamamen kurtulmaktadır. En harikası ise ağrı kesici ilaçların aksine akupunktur tedavisinin hiçbir yan etkisi yoktur.


Suçlu Kim?

Migren hastalarının tolere edemediği ve migren atağına yol açan bazı gıdalar olabilir. Hatta birçok hastanın bu gıdaları hayatlarından tamamen çıkardıklarında, migren ataklarından kurtulduklarını gösteren pek çok bilimsel çalışma vardır. Migren ataklarını en çok tetikleyen besinler, çikolata, peynir, bira, şarap, inek sütü, yumurta, buğday, portakal ve domates olarak sıralanabilir. Tabii hasta kendisini çok iyi izlemeli ve hangi besinlerin baş ağrılarını tetiklediğini bulmalıdır. Mesela çikolata yediğinizde genelde migren ağrınız tutuyorsa çikolatanın tetikleyici olduğuna kanaat getirebilirsiniz. Bu şekilde tolere edemediğiniz yiyecekleri bulup onlardan uzak durarak migren kontrolünde önemli bir yol kat edebilirsiniz. 


Bitkisel Öneriler 

Magnezyum zengini yiyecekler: Migren hastalığının bitkisel çözümünün en önemli adımlarından biri magnezyum zengini yiyeceklerden geçiyor. Bu önemli mineralin eksikliğinin migreni tetiklediği biliniyor. Hatta bazı ağrı kliniklerinde hastalara kronik baş ağrıları için yüksek dozlarda magnezyum takviyesi veriliyor. O halde hemen magnezyum zengini besinlere diyetinizde yer açacaksınız. Fasulyeden mercimeğe ve börülceye kadar tüm kuru baklagiller, ıspanak ve ceviz hepsi zengin birer magnezyum deposudur. Ama eğer daha ileri seviyede bir magnezyum eksikliği mevcut ise magnezyum takviyesi almanızda fayda var. 


Gümüşdüğme (Tanacetum parthenium): 

 Papatyayı andıran çiçekleri ile gümüşdüğme, migrenin bitkisel tedavisinde kullanılan etkili güçlerden biridir. Bazı yörelerde koyungözü olarak da bilinen bu bitkinin yapraklarındaki aktif maddelerin migren ağrısını geçirmek konusunda son derece başarılı olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Bu bitkinin migrenin bitkisel tedavisinde etkili olduğu, kulaktan kulağa, nesilden nesile aktarılan bir bilgi olarak günümüze ulaştı. İlk defa 1983 yılında yapılan bir klinik çalışmada, 270 migren hastasına gümüşdüğme bitkisinin yaprakları yedirildiğinde, hastaların %70’inin migren ataklarının şiddet ve sıklığının azaldığı gözlendi. Bu bitkinin migren üzerindeki iyileştirici etkisini yıllar içinde yapılan başka bilimsel çalışmalar da destekliyor. 


Zencefil (Zingiber officinalis): 

Migrenin bitkisel tedavisinde yaygın olarak kullanılan zencefil antienflamatuar etkisiyle, ağrıyı hafifletir ve migren ataklarına genelde eşlik eden mide bulantısı karşı birebirdir. Bu iki etki bir araya gelince ortaya tam bir anti-migren güç olan zencefil çıkıyor. 


Biberiye (Rosmarinus officinalis):  

Hoş kokusu ile salataları ve et yemeklerini çeşnilendirmek için de kullanılan bu odunsu bitki, halk arasında baş ağrısına karşı etkisi ile tanınır.   

Yeri gelmişken bitkisel tedavilerle ilgili önemli bir noktaya açıklık getirmek istiyorum. Ülkemizde bitkilerle tedavi denilince, aktardan alınan bitkileri kullanarak yapılan tedaviler akla geliyor. Bu son derece yanlış! Bitkilerle tedavi, bu konunun eğitimini almış uzman doktorlar tarafından uygulanması gereken bir tedavi şeklidir. Çünkü bitkilerin de tıpkı ilaçlar gibi doğru dozlarda kullanılması gerekir ve yine ilaçlar gibi muhtemel yan etkileri vardır. “Bitkisel ilaçların yan etkisi olmaz” algısı, son derece yanlıştır. Ayrıca,  aktarların tıp eğitiminin olmadığını lütfen unutmayın. 

 Bitkinin yetiştiği toprak, iklim, toplanma ve kurutulmama koşulları, aktarın rafında bekleme süresi gibi faktörlerin bitkinin içindeki etken madde miktarını değiştirdiğini belirtmek istiyorum. Avrupa’ya gitmiş olanlar bilirler, oralarda tıbbi bitkiler, aktarlarda değil, eczanelerde satılır. Doğrusu da budur ve ülkemizde de bitkisel tedaviler bu şekilde, bu titizlikte icra edilmelidir.

Artık ülkemizde bitkisel tedavilerle ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’nın ciddi tedbirler alması ve fitoterapi (Bitkilerle Tedavi) eğitiminin Türk doktorları arasında yaygınlaşması gerekmektedir. Fitoterapi bilen hekim sayısı arttıkça, bitkisel ilaçlarla doğru tedaviler de artacak ve halk sağlığı yolunda bitkisel tedaviler eşliğinde önemli ilerlemeler kaydedilecektir.


DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: