Kanser Tedavisinde İmmunoterapi

Dünyada kanser tedavisi üstüne yapılan araştırma ve çalışmaların odak noktasında,  kemoterapi uygulamasından kaçınma çabası var. Neden? Çünkü kemoterapi hastanın bağışıklık sistemini tamamen çökerten, hastalıkla savunma mekanizmalarını yok eden, hatta birçok defa hastanın ömrünü kısaltan bir ‘tedavi'.

12 Mart 2014


Bağışıklık Sistemini Destekleyici Tedaviler
Tıp dünyası da kemoterapi ile ilgili sorunları, açmazları çok iyi farkında. Bu yüzden de alternatif tedavilerin arayışında.  Özellikle ülkemizdeki onkologların hemen hepsi,  bir an bile duraksamadan hala hastalarına kemoterapi tedavisini tek seçenek gibi sunarken, kanser araştırmaları immünoterapi olarak adlandırılan bağışıklık sistemi tedavilerine odaklanmış durumda. Görünen o ki, kanser tedavisinin geleceği bağışıklık sistemini desteklemek üstüne kurulu terapilerde.

Bağışıklık sistemini destekleyen uygulamalar, ağırlıklı olarak bitkisel tedavilerdir. Bitkilerin kanser tedavisinde kullanılması tüm dünyada uzun zamandır uygulanan, bilimsel çalışmalarla desteklenen, kabul görmüş bir yaklaşımdır. Önemli yayınlarda, kanser tedavisinde etkili olduğu düşünülen bitkiler üzerine yapılmış pek çok bilimsel araştırmaya rastlamak mümkün. Dünyanın pek çok ülkesinde uzmanlar, hastalarına cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi üçlemesinin yanında bağışıklık sistemini destekleyen bitkisel tedavi seçenekleri de sunmaya başladılar.

Türkiye’de Durum Nedir?
Ülkemizde ise kanser hastalarına hala, cerrahi, kemoterapi, radyoterapi üçlemesi dışında herhangi alternatif bir tedavi sunulmuyor.  Kanser teşhisi konan hastaya, bağışıklık sistemini destekleyici tedavilerden bahsedilmiyor bile. Maalesef hastanın bu tedavilerden büyük fayda sağlayabileceği gerçeği görmezden geliniyor. Daha da düşündürücü olan ise, hasta istese bile bitkisel tedavilerin hiçbir işe yaramadığı söylenip, geçiştiriliyor. Hem de bilimsel yayınlarda, bağışıklık sistemini destekleyen bitkisel tedavilerin işe yaradığına dair onlarca çalışma, araştırma varken!

Neden? Çünkü Türk doktorları fitoterapiyi, yani bitkilerle tedavi bilimini bilmiyor, bu konuda eğitim almıyorlar. Hastayı tedavi eden doktor bitkilerle tedavi konusunda herhangi bir eğitime sahip olmayınca da, doğal olarak da hastasına böyle bir seçenek sunamıyor. Bitkilerin etkilerini, tedavide kullanılan kimyasal ilaçlarla ne tür bir etkileşim içinde olduklarını bilmedikleri için de, hastalarına zarar verme endişesiyle bu alternatifi yok sayıyor, hatta yasaklıyorlar.

Biraz önce de belirttiğim gibi, oysa tüm dünyada kanser tedavisinde bitkisel tedaviler yaygın olarak kullanılıyor ve son derece başarılı sonuçlar alınıyor. Tekrar ediyorum: Kanser tedavisinde bitkilerin faydası hakkında pek çok bilimsel çalışma ve bilimsel kanıt mevcut! Üstelik bu çalışmalar merak eden her doktorun ulaşabileceği, açıp okuyabileceği veri bankalarında yayınlanıyor.

Azar İşitmek mi Boyun Eğmek mi?
Ülkemizde, kanser hastalarına bitkisel tedavi seçenekleri sunulmadığı gibi, hasta talep ederse bir de doktorundan azar işitiyor! Türk doktorları, bilimsel kanıtları görmezden gelerek, bitkisel tedavilerin hiçbir faydası olmadığını iddia etmeye devam ediyor, inatla seneler önce öğrendikleri, ezberlerindeki tedavilere saplanıp kalmayı seçiyorlar. Bu agresif tedavilerin işe yarayıp yaramadığını bile sorgulamadan hem de!
Kanser hastası, kanser olduğunu öğrendiği andan itibaren büyük bir çaresizlik duygusuna kapılır. Çok az zamanı kaldığını düşünür ve her türlü tedavi seçeneğini değerlendirmek ister. Oysa her gittiği doktor, ona sadece cerrahi,  kemoterapi, radyoterapi üçlemesini sunar.  Zaten doktor, hastasının fazla sorgulamadan direktifleri uygulamasını ister. En azından Türkiye’deki genel yaklaşım budur. Hasta soru sormaya bile çekinir. Hâlbuki kendisine yapılacak tedavilerin ne olduklarını, yan etkilerini, olası riskleri bilmek hastanın en doğal hakkıdır.   
Çaresizlik içinde bitkisel tedavi seçeneklerini öğrenmek isteyen kanser hastasına geri dönelim. Talebine doktorlardan karşılık bulamayan zavallı hasta da, şifa bulabilmek umuduyla doktor olmayan ve çaresizliğini suiistimal etmeye açık kişilere yönelir. Böylece aktar aktar dolaşmaya, tanıdıklarının tavsiye ettiği bitkileri kaynatıp içmeye başlar. İyileşme umuduyla bir umut Anadolu’nun dört bir yanından bitkiler sipariş edilir.

Meydan Umut Tacirlerine Kalırsa
Maalesef hastanın bu durumunu sömüren pek çok sahtekâr da bu çaresizlikten beslenir. Kanseri tedavi ettiklerini iddia ederek hastanın parasını alabilmek için her türlü dalavereyi çevirir, hastaya ve ailesine adeta umut satarak durumdan faydalanmaya çalışırlar.
Ülkemizde kanser hastalarının yaşadığı bu karmaşa, son derece ciddi bir sağlık problemidir. Artık bu duruma bir son verilmeli.  Suiistimalin sona ermesinin tek yolu var o da tıp doktorlarının fitoterapi hakkında bilgi sahibi olması, bu alanda eğitim almasıdır.
Bitkilerle tedavi, fitoterapi eğitimi almış tıp doktorlarının işidir ve onlar tarafından uygulanmalıdır. Doktor olmayan kişilerin size önerdiği bitkisel tedavilere kesinlikle itibar etmeyin. Aktarlar doktor değildir, ne hastalıkları tedavi etme konusunda donanımları ne de yetkileri vardır.
Doktorluk hayatım boyunca, cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi üçlemesi ile iyileşmeyen pek çok kanser hastasının bitkisel tedaviler ile şifa bulduğunu gördüm. Ancak bunların tamamının, bitkilerle tedavi uzmanı olan hekimler tarafından takip edilen hastalar olduğunu belirtmek istiyorum.

Bir Fitoterapi Uzmanına Danışıne
Kanser hastalığının tedavisi için, mutlaka fitoterapi eğitimi almış bir tıp doktoruna başvurmanızı tavsiye ediyorum. Bir fitoterapi uzmanı olarak kliniğime pek çok kanser hastası geliyor. Hastalarıma gereken bilgileri veriyor, tedavi seçeneklerini detaylı bir şekilde anlatıyor ve onları özgür bırakıyorum. Farklı tedavi seçeneklerinin sunulması ve son kararın kendisine bırakılması bir hastanın en doğal hakkıdır. Biz doktorlara düşen görev, tedavilerin olumlu ve olumsuz yanlarını, artı ve eksilerini hastalarımıza izah etmektir. Hasta haklarına saygı bunu gerektirir.
Kanser tedavisi, yakın takip gerektiren önemli bir süreçtir. Tek başınıza veya doktor olmayan kişilerin tavsiyeleriyle bilimsel olmayan tedavilere başvurmayınız. Unutmayın, kanser son derece hızlı ilerleyen bir hastalıktır ve tedavi için sahip olduğunuz vakit kısıtlıdır. Bu değerli vakti, ispatlanmamış tedaviler ve doktor olmayan kişilerin müdahaleleri ile harcamayın.
Kanseri yenmek için ilk ve en önemli şartın, yaşam sevincinizi ve umudunuzu yitirmeden hayata dört elle sarılmak olduğunu da lütfen unutmayın.



DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: