Diyabet Hakkında Her Şey

Bu yazımı Tip 2 diyabet hakkında bana gerek sosyal medya aracılığıyla gerekse hastalarım tarafından yöneltilen soruları cevaplamaya ayırdım. Unutmayın, Tip 2 diyabet beslenmenin düzenlenmesi ile tam şifa ile iyileşir.  Sizi ilaçlar değil bilgi korur. 

22 Ağustos 2016

Diyabet Hakkında Her Şey


Tip 1 diyabet ve Tip 2 diyabet arasındaki fark nedir?
Tip 1 diyabet insüline bağımlı diyabettir. Burada söz konusu olan genelde doğuştan, nadiren de daha ileri yaşlarda bağışıklık sisteminin pankreasa saldırarak insülin hormonu üreten hücreleri baskılaması sonucu ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Bir Tip 1 diyabet hastası yaşamsal metabolik faaliyetlerinin devamlılığı için insülin enjeksiyonlarına mahkûmdur.  

Tip 2 diyabette ise genetik eğilim rol oynasa da, esas sorumlu yanlış beslenme ve hareketsiz bir yaşamdır. Adeta çağın vebası haline  gelen Tip 2 diyabet, beslenme yanlışları ortadan kalktığında tam şifayla iyileşen bir hastalıktır. Tüm diyabet hastalarının % 95’i Tip 2 diyabet hastasıdır. Tıp dünyasının -aslen çok iyi bildiği- bu gerçeği unutması ve diyabeti ilaçla tedavi etmeye çalışmasının sonucunda, tamamen iyileşebilecek bir hasta, Tip 1 diyabette olduğu gibi insülin enjeksiyonlarına bağımlı bir hale gelmektir. 

Şekerim yüksek çıktı, kilo vermek için düşük kalorili diyet uyguluyorum. Bu yeterli olur mu? 
Doğru bir adım atmışsınız ama ilerlediğiniz yol yanlış. Doğru bir adım, çünkü şekerinizin yüksek çıkması beslenme düzeninizde bir değişiklik yapmanız gerektiği yolunda vücudunuzun size verdiği bir sinyaldir. Ama yol yanlış. Çünkü şekerinizi kontrol altına almak için düşük kalorili değil düşük glisemik indeksli bir diyet yapmanız gerekiyor.  Yani kaloriye falan takmayın, önemli olan yediğiniz yiyeceklerin vücutta şeker dalgalanmalarına yol açıp açmadığıdır.  Bunu da yiyeceklerin glisemik indeksi belirler. Mesela yumurta, et, tavuk, sakatat, peynir, tereyağı yediğinizde hem kendinizi saatlerce tok hissedersiniz hem de kan şekeriniz dengeli seyreder. Neden? Çünkü bu yiyeceklerin glisemik indeksi sıfırdır. Bunların yanına yine düşük glisemik indeksli sebzeler, salatalar eklediğinizde ise kan şekerinizin de, sağlığınızın da kontrolünü elinize almış olursunuz. Seneler boyu tereyağı, zeytinyağı gibi sağlıklı yağlardan bucak bucak kaçmamızın ardında da kalori kısıtlaması saçmalığı yatıyor. Vücudun günlük kalori ihtiyacını belirleyip, ‘bu sınırın içinde kal da ne yersin ye’ diyen bir sistem tamamen saçmalıktır.  Son derece önemli besin maddeleri içeren 70 kalori değerindeki bir yumurtayı, içi boyalar, katkı maddeleriyle dolu 70 kalorilik bir şekerlemeyle bir tutmak tam bir fiyaskodur. Düşünün hala bu yaklaşımla hastalarına beslenme önerileri veren diyetisyenler var!  

Diyabet hastasıyım, kullandığım ilaçlar bir süre iyi gelmişti ama birkaç aydır, kan şekeri değerlerim yüksek seyrediyor. Doktorum
daha yüksek bir doza geçilmesi gerektiğini söyledi. Ne yapmalıyım? 
İşte diyabet ilaçları ile ilgili en önemli sorunlardan biriyle karşı karşıyasınız. Bu ilaçlar hastalığı tedavi etmez sadece maskeler. Bir süre sonra aldığınız doz şekerinizi dengelemeye yetmez daha yüksek bir doza başlamak zorunda kalırsınız. Bu insülin iğnesine kadar giden bir yolculuktur. İğneye başladığınızda da bir süre sonra yine dozu artırmak zorunda kalırsınız.  Üstelik kan şekeriniz ilaçlar sayesinde düzgün seyrediyor gibi görünse de, Tip 2 diyabet vücuda hasar vermeye devam eder. Diyetinizden, egzersiz yapıp yapmadığınızdan bahsetmemişsiniz.  Doktorunuzun ilaçların mutlak tedavi olduğu şeklinde bir yaklaşımı olduğunu tahmin ediyorum. Hatta bu mutlak tedaviyi verirken “Biraz da yediğinize içtiğinize dikkat ederseniz iyi olur” tavsiyesinde bulunmuştur. Tip 2 diyabet söz konusu olduğunda genel eğilim budur ve kesinlikle hatalıdır! Klinik tecrübelerime ve bilimsel kanıtlara dayanarak Tip2 diyabetin tam şifa ile iyileşebilen bir hastalık olduğunu, ilaçların ise hastalığı tedavi etmek bir yana derinleştirdiğini biliyorum. Bir an önce bu kısır döngüden kurtulmanız gerekiyor. 

Tip 2 diyabet ilaçsız tedavi olur mu?
Olur. Bunu tıp eğitimi alan herkes bilir –ya da bilmesi gerekir. Neden? Çünkü tüm ders kitaplarında yer alan bir bilgidir bu. Doğru bir beslenme modeli ve egzersiz diyabetin tam şifa ile iyileşebilmesinde altın standartlardır. Daha ilk kontrolde hastasına diyabet ilacı veren doktor büyük bir yanlış yapıyordur. Neden? Çünkü ilaçlar diyabeti tedavi falan etmez, aksine daha vahim bir tablonun oluşmasına zemin hazırlar. Şekeriniz normal değerlerin biraz üstünde seyrediyor diye doktora gidersiniz, doktor hemen ilaç verir ve bir de bakmışsınız birkaç sene sonra kendinize insülin iğnesi yapmaya başlamışsınız.  Hastalığı kendi seyrine bıraksanız dahi bu kadar karanlık bir tabloyla karşılaşmazsınız! Sorunuza geri dönüyorum: Evet Tip 2 Diyabet tedavi edilebilen bir sağlık sorunudur, hem de % 95 başarı şansı vardır. Yani bu ne demek? Hastaların sadece % 5’i ilaç kullanmak zorundadır. Ama gelin bunu “Ne yiyorsun, nasıl besleniyorsun?” diye sormaya tenezzül bile etmeden önüne gelene diyabet ilacı yazan ‘uzmanlara’ anlatın! 

Şeker hastasıyım nasıl bir diyet uygulamam gerekiyor? 
Öncelikle buğdayı ve tüm buğday ürünlerini hayatınızdan çıkaracaksınız. Bu yelpazenin içine makarna, kurabiye, pasta, her çeşit ekmek, börek gibi yiyecekler giriyor. Özellikle genetiğine müdahale edilmiş buğday, hem gluten hassasiyetini hem de diyabet hastalığını tetikleyen önemli bir tehdittir. Kan şekerinin bir anda fırlatan glisemik indeksi yüksek pilavdan, patatesten uzak durmalı,  meyvelerle aranıza mesafe koymalısınız. Paketlerde satılan, katkı maddeleriyle dolu kalorisi bol besleyici değeri sıfır yiyeceklerden, sadece diyabetle savaşan değil sağlıklı yaşamak isteyen herkes bucak bucak kaçmalı. Süt bol miktarda laktoz içerir ve diyetinizde yer almamalı. Daha detaylı bir beslenme rehberi için Tip 2 Diyabet İyileşir yazımı okumanızı tavsiye ediyorum. 

Ailemdeki herkes şeker hastası, ben de ihtiyatlı olmak adına sabahları mutlaka kan şekerimi kontrol ediyorum ve şekerim 
normal çıkıyor. Başka dikkat etmem gereken bir husus var mı?
İhtiyatlı olmanız son derece akıllıca. Genetik miras önemli ama yaşam seçimlerinin çok daha önemli olduğunu sakın unutmayın. Genetiğinizde yazılı olan bir hastalık, siz doğru beslenir, hareket ederseniz yeşerecek toprak bulamaz. Ama şu hususa dikkatinizi çekmek isterim; sadece açlık şekerini ölçmek size kan şekerinizin dengeli olup olmadığını göstermek için yeterli veri sağlayamaz. Mutlaka tokluk şekerinizi de ölçmeniz gerekiyor.  Akşam yemeğinde ağzınıza attığınız ilk lokmadan tam iki saat sonra, yaptığınız ölçüm tokluk şekerinizi gösterir. Çoğu hastada açlık şekeri kabul edilebilir değerlerde iken tokluk şekeri çok yüksek olabiliyor. Kan şekerinizin nasıl seyrettiğini gösteren son derece önemli bir test daha var:  HbA1c. Kan şekerine bağlı olarak alyuvarlarda oluşan bir proteini ölçen bu test üç aylık ortalama kan şekeri hakkında bilgi verir. Ayrıca açlık insülin seviyesi de mutlaka ölçülmesi gereken bir değerdir. Açlık insülin seviyesinin 5’in altında olmasını tavsiye ediyorum. Ölçümleriniz dışında yediklerinize, içtiklerinize dikkat etmeyi, hareketli bir yaşam sürmeyi de ihmal etmeyin lütfen.   

Doktorum Tip 2 Diyabet hastası olduğumu söyledi. İlaç ve kilo fazlam olmadığı halde egzersiz önerdi? Yoğun bir iş tempo var, 
zayıfım da, sadece ilaç alsam, egzersiz yapmasam olur mu?
Olmaz, mutlaka egzersiz yapmalısınız. Çünkü egzersiz diyabete karşı en etkili silahlarınızdan biridir. Düzenli egzersiz kan şekerini kontrol altında tutar. Bunun arkasındaki mekanizmayı basit bir şekilde anlatmak gerekirse; egzersiz sırasında kandaki şeker kaslar tarafından kullanılır, dolayısıyla da kan şekeri seviyesi dengelenmiş olur. Doktorunuz egzersiz önermekte haklı ama diyetinize müdahale etmemiş olması yanlış. Hele hele “diyet ve egzersizle kontrol altına alınabilecek bir sağlık sorunu” için hemen ilaca başlaması daha da yanlış. Tırnak içindekileri ben değil tüm ders kitapları söylüyor. Kendisini ve tüm hekimleri tıp ders kitaplarında yazılı bu temel bilgiyi hatırlamaya davet ediyorum! 

İlaç tedavisi, sorunu tedavi etmez sadece baskılar ve zaman içinde giderek daha yüksek dozda ilaca, en sonunda da insülin iğnesine bağımlı hale gelirsiniz. Zayıf olmanız tabii ki lehinize bir durum, ama bu doğru beslendiğiniz anlamına gelmiyor! Zaten Tip 2 diyabet teşhisi konmuş olması da beslenme modelinizin yanlış olduğunun en iyi göstergesi. Makarnayı, ekmeği, böreği, çöreği kısacası tüm buğday ürünlerini, pirinci, pilavı, tatlıyı, işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkarın. Et, balık, tavuk, ciğer, yumurta gibi hayvansal protein kaynakları, zeytinyağı, tereyağı gibi sağlıklı yağlar ve mevsim sebzelerinden bir diyet kan şekerinizi dengelemeye yardımcı olacaktır -tabii egzersizle birlikte. Egzersiz kelimesini duyup da korkmayın lütfen. Her gün düzenli olarak yürümeye gayret edin ve bir saati hedefleyin. Ayrıca hemen ilaç yazmak yerine, hayatınızdaki olumlu değişikliklerin kan şekerinizi dengelemeye yeterli olup olmadığını görmeye hevesli bir doktorla yola devam etmenizi öneriyorum. Çünkü Tip 2 diyabet hastalarının neredeyse tamamı doğru bir beslenme ve hareketli bir yaşam ile tam şifa ile tedavi olur. Hemen diyabet ilacı reçete eden bir doktor, dersini iyi çalışmamıştır.     

Şeker hastalığının böbrekleri, gözleri vurduğunu hatta bunamaya neden olduğunu duydum, doğru mu? 
Hepsi doğru. Kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri diyabettir. Alzheimer ve diyabet arasında da yakın bir ilişki olduğunu gösteren önemli bulgular var. Böbrek yetmezliği, gözlerde körlüğe kadar giden harabiyet, iyileşmeyen ayak yaraları, sinirlerdeki hasar yüzünden meydana gelen vücut ağrıları da diyabetle el ele yürüyen ciddi sağlık sorunlarıdır. Kısacası karşınızda tüm sistemi sinsice iflas noktasına getiren ölümcül bir hastalık var. 


DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: