Avasküler Nekroz

Avasküler nekroz (AVN), femur adı verilen üst bacak kemiğinin baş kısmında meydana gelen ve sinsice ilerleyen bir hastalıktır. İlk defa 1738 yılında Alexander Munro tarafından tanımlanan hastalığın femur kemiğindeki deformasyon yüzünden meydana geldiğinin anlaşılması ise 19. yüzyılın ortalarını bulur.

13 Mart 2014

Avasküler nekroz (AVN), femur adı verilen üst bacak kemiğinin baş kısmında meydana gelen ve sinsice ilerleyen bir hastalıktır. İlk defa 1738 yılında Alexander Munro tarafından tanımlanan hastalığın femur kemiğindeki deformasyon yüzünden meydana geldiğinin anlaşılması ise 19. yüzyılın ortalarını bulur. Söz konusu olan, önceleri kasıkta hafif bir sızıyla başlayan ve zaman içinde hayatı zindan eden, şiddetli ağrılarla seyreden ve ilerleyen safhada yürüme sorunlarına neden olan bir hastalıktır. Yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen bu problemi tetikleyen femur başının kanlanmasındaki bozulmadır. Böylece, zaten yapısı gereği az miktarda kan dolaşımına sahip olan femur kemiğinin baş kısmında geriye dönüşü olmayan bir dejenerasyon süreci başlamış olur.  

Kemik dokusunun en önemli özelliği, devamlı olarak yıkılarak yeniden yapılanmasıdır. Bu yapım sürecinin sağlıklı ilerlemesi, dolaşımın iyi olması ve bölgede yeterli kanlanmanın meydana gelmesine bağlıdır. Eğer avasküler nekroz hastalığında olduğu gibi bölgesel dolaşım ve kanlanmada bozulma görülürse, kemik dokunun yeniden yapım süreci de sekteye uğrar. Yıkılan kemik dokunun yerine yeni doku yapılamaz olur. Bunun sonucunda, femur başında yapısal bozukluk, yani bir tür erime meydana gelir. Bu da kemik dokuda kayıpların meydana geldiği bir sürecin başlamasına neden olur. Kemiğin küresel yapısı bozularak eklemde çökmeler oluşurken, ilerleyen safhalarda eklem kireçlenmesi ve buna eşlik eden şiddetli ağrılar kaçınılmazdır. İstatistikler, erkeklerde kadınlara oranla 8 kat daha fazla görülen bu hastalığın genelde 50 yaş altındaki nüfusu etkilediğini gösteriyor. Ülkemizde tahmini olarak yılda 3.000’in üzerinde kişiye avasküler nekroz teşhisi konuyor. 


Hastalığın Nedenleri 

Avasküler nekrozun en önemli nedeni travmalardır. Dış etkenlerle oluşan travmalar ve kırıklar dışında, femur ve kalça eklemine uygulanan çeşitli operasyonların da avasküler nekroz için tetikleyici bir faktör olduğu biliniyor.  

Çeşitli nedenlerden dolayı uzun süre kortizon kullanan hastalarda, bir yan etki olarak femur başında dolaşım bozukluğu ve dolayısıyla da avasküler nekroz görülme olasılığı son derece yüksektir. Hatta, istatistikler avasküler nekroz hastalarının % 30’unda hastalığın kaynağında kortizon tedavisi olduğunu gösteriyor. Fazla alkol kullanımı, orak hücreli anemi, gut hastalığı ve kalça ameliyatları da hastalığı tetikleyen faktörler arasında.

Ancak, hastaların %37’sinde avasküler nevrozun nedeni tespit edilemiyor. (Mazieres B. Osteonecrosis. In: Klippel JH, Dieppe PA editors. Rheumatology. 2nd ed. London: Mosby;1997. p.8.47.1-10). Yani kişinin geçmişinde ne bir kaza, ne bir kırık ne de kortizon tedavisi var. Alkol içmiyor, gut ya da orak hücreli anemi gibi sağlık problemleri de yok ama avasküler nekroz hastası. Bu oranın son derece yüksek olması haliyle akla, hastalığın arkasında bağışıklık sistemi ile ilgili sorunların veya genetik faktörlerin yattığını getiriyor. Avasküler nekroz ile ilgili genetik çalışmalar devam etse de henüz bir gen polimorfizmi saptanamadığını; aynı şekilde, henüz bağışıklık sisteminde yanlış bir reaksiyona neden olabilecek hastalıkla ilişkilendirilen, bir antikor tespit edilemediğini belirtmek istiyorum. Ancak nedeni açıklanamayan avasküler nekroz vakalarının temelinde bir bağışıklık sistemi problemi yattığına işaret eden güçlü bulgular var. Dolayısıyla tedavi protokolümü bunları göz önüne alarak oluşturuyorum ve mutlaka bağışıklık sistemini düzenleyen terapilerden destek alıyorum.    


İlaçlar ve Ameliyat Çözüm Değil! 

Avasküler nekrozda en önemli belirti, şiddetli, hatta dayanılmaz ağrılardır. Yukarıda da belirttiğim gibi söz konusu olan, son derece sinsice ilerleyen ve ancak iyice ilerlediğinde teşhis konabilen bir hastalık. Erken dönemlerde kasık bölgesinde, ara sıra yoklayan hafif bir ağrıyla kendini gösterir. Yaşam kalitesini etkilemediği için genelde ciddiye alınmayan sorun zamanla ilerler. Avasküler nekroz belirtileri giderek şiddetlenir. Eklemdeki deformasyon artıkça ağrı da artar, kronikleşir, hatta bir zaman gelir yürümek, adım atmak bile zorlaşır.     

Tedavi için Bifosfonat grubu ilaçlar kullanılsa da, hastalığın ilaç tedavisine cevap verdiğini söylemek mümkün değil. İlaç tedavisinin etkisiz kaldığı, ağrıların ise dayanılmaz bir hal aldığı noktada doktorlar hastalarına bir seçenek daha sunar: Ameliyat. İstatistiklere göre, Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan kalça cerrahisi operasyonlarının %10’unu avasküler nekroz hastaları oluşturuyor. 

Maalesef hastaların son, hatta tek umut olarak gördükleri cerrahi müdahale de etkili ve kalıcı bir çözüm sunamıyor. Neden? Çünkü ameliyata rağmen hastalık ilerlemeye devam ediyor. Hastaların önemli bir kısmına kalça protezi takılıyor. Ancak bu protezlerin kısa ömürlü, hastaların ise genelde genç insanlar olduğu düşünülecek olursa, protez uygulamasının kalıcı bir çözüm olamaması sürpriz değil. Sonuçta önlerinde uzun yıllar olan, hayatlarının aktif bir dönemindeki hastalardan bahsediyoruz. Genellikle bu hastalar birçok kez ameliyat olmak zorunda kalıyor ve yaşamları boyunca protezleri defalarca yenileniyor.


Avasküler Nekrozda DiğerTedaviler

Avasküler nekroz tedavisinde uygulanan ilaçlı ve cerrahi müdahalelerin başarısızlığı, alternatif tedavi yöntemlerinin önemini daha da artırıyor. Avasküler nekroz, ilaçsız ve ameliyatsız tedavi edilebilir. Ama unutulmaması gereken en önemli şeylerden biri, avasküler nekroz tedavisi ne kadar erken evrede başlarsa, başarı oranının da o kadar yüksek olduğudur. 

Kliniğimde ozon terapi, akupunktur ve bitkisel tedavilerle bu ağrılı hastalık nedeniyle bana başvuran hastalarımda önemli gelişmeler kaydediyorum. Tabii hastalığın evresinin hem alınan sonucu hem de tedavinin süresini etkilediğini tekrar belirtmekte fayda var. 


Ozonterapi:

Avasküler nekroz tedavisinde kullanılan alternatif tedavilerden biri olan ozon terapi, femur ve kalça eklemindeki kan dolaşımını düzenliyor. Bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri de, temelinde otoimmün problemler olduğu düşünülen bu hastalığın tedavisinde önemli bir rol oynuyor. Avasküler nekrozda görülen mikro dolaşım bozukluğunu tedavi ederken, bağışıklık sistemini dengeleyen ozon terapi, bana gelen, bu hastalıktan muzdarip herkese uyguladığım bir tedavi ve son derece başarılı sonuçlar alıyorum. 


Akupunktur:

Avasküler nekroz tedavisinde kullanılan bir diğer yöntem olan akupunktur, bağışıklık sistemini düzenleyerek vücudun kendi tedavi edici, onarıcı sistemlerini uyarır. Bu hastalığın en zorlayıcı semptomlarından biri şiddetli ağrılardır ve akupunktur bu ağrıları dindirmek konusunda son derece başarılı bir tedavidir. 


Bitkisel Tedaviler:

Bağışıklık sistemini düzenleyen, kan dolaşımını arttıran ve antioksidan etkiye sahip çeşitli bitkiler avasküler nekrozun bitkisel tedavisinde kullanılır. Bunların arasında halk arasında geven otu olarak bilinen astragalus ve ginseng başta gelir. Doktorunuz hastalığın evresine göre tedaviye farklı bitkiler de ekleyebilir.


DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: