Üç Maymunu Oynamak / Milliyet.com.tr

Görmezden gelir, hiçbir şey yokmuş gibi davranır, dile getirmezsek sorunlar yok olur mu? Maalesef üç maymunu oynamanın kimseye faydası yok. Bugün aşıların hem rapor edilen hem de öngörülen olası yan etkilerinden bahsedeceğiz. Mercek altında mRNA bazlı aşılar var.

Aşı yaptırdıktan kısa bir süre sonra kalp krizi geçirenler; yine aşılandıktan sonra ortaya çıkan ve bağışıklık sisteminin pıhtılaşma hücrelerine saldırması sonucu iç kanama yüzünden hayatını kaybedenler; kanın aşırı pıhtılaşması yüzünden ölenler..

Korona aşılarıyla ilişkilendirilen pek çok vakadan söz etmek mümkün. Global aşı kampanyası son hız devam ederken, aşıların istenmeyen etkileriyle ilgili raporlar da giderek artıyor. Mesela İsrail’de Alman menşeli mRNA bazlı aşının ikinci dozunu olduktan sonra, çoğu erkek ve 30 yaşın altında olan 62 kişide miyokardit (kalp kası enfeksiyonu) görüldü, bunlardan ikisi hayatını kaybetti (1) (22 yaşında bir kadın ve 35 yaşında bir erkek). Her ikisinin de aşı olana kadar herhangi bir sağlık sorunu yoktu.

Bu ve bunun gibi yan etkiler CDC (Centers for Disease Control and Prevention/Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) ve FDA (Food and Drug Administiration/ Gıda ve İlaç Dairesi) gibi Amerikan kurumlarına bildiriliyor. Onlar ne yapıyor? Küçük bir uyarı notu düşerek “Aşılanmaya devam, korunmak için en etkili yöntem aşı” diyorlar! CDC’nin sitesine girdiğinizde göreceksiniz. Sitede mRNA bazlı aşının özellikle genç erkeklerde kalp enflamasyonuna neden olma riski olduğu, nisan ayından beri rapor edilen miyokardit ve perikardit vakalarında artış olduğu yazıyor. (2) Birkaç cümleyle geçiştirilmiş bu risk, aşı propagandasının içinde kaynayıp gidiyor.

İlaç şirketleri koruma altında

2018 yılında yayımlanan bilimsel bir çalışmada, aşılar basit, karmaşık ve benzeri görülmemiş olarak üçe ayrılmış. (3) Basit aşılar bildiğimiz standart aşılar, karmaşık aşılar ise standart aşı teknolojilerinin modifiye edilmesiyle geliştirilen aşılar anlamına geliyor. “Benzeri görülmemiş” kategorisi ise HIV gibi uygun bir aşısı olmayan hastalıkları temsil ediyor. Yayında bu kategorideki aşıların geliştirilmesi için 12 yıllık bir süre gerektiği, daha da önemlisi bunların Faz III çalışmasını başarıyla tamamlama, yani toplum yararına olduklarını kanıtlama olasılığının %2 olduğu öngörülüyor.
Aşıları son derece gerçekçi bir şekilde ele alan bu yayından sadece iki yıl sonra koronavirüs hayatımıza giriyor ve aşı geliştirmeye uygun olmayan bir virüs için benzeri görülmemiş kategorisinde yer alan aşılar geliştiriliyor. Üstelik başarı oranları %90’lar, hatta %95’lerde seyrediyor. Bu son derece mantıksız değil mi?

Bir ülke, bu “başarılı ve etkili” aşıları satın almak için aşı üreticisi firmayla anlaşma imzalamak zorunda. Anlaşma sayesinde üretici firma tüm olası yan etkilerden muaf oluyor, kendisini hukuksal olarak koruma altına almış oluyor. Bu kadar çabuk geliştirilen, koruyuculukları, yan etkileri tam olarak anlaşılmadan piyasaya sürülen aşılarla ilgili pek çok komplikasyon görülebileceğinin onlar da farkında. Nitekim görülüyor da…

Ya uzun vadeli yan etkiler?

“Worse Than the Disease? Reviewing Some Possible Unintended Consequences of the mRNA Vaccines Against COVID-19” adlı yayın COVID-19’a karşı geliştirilen aşıların, özellikle de mRNA bazlı olanların, olası yan etkilerine dikkat çekiyor. (4) Çalışmaya göre, mRNA bazlı aşıların yan etkilerinin pek çoğu bundan sonraki yıllarda ortaya çıkabilir. Yayında 10 sene içinde çok daha genç yaşlarda görülen nörodejeneratif hastalıklarda, aşırı kanama ya da pıhtılaşmayla kendini gösteren kan bozukluklarında, inme ve kalp krizi vakalarında ani bir artış gözlenebileceği not düşülüyor.

Bağışıklık sistemi son derece komplike ve karmaşıktır. Aşıyla bağışıklık sistemini kandırmaya çalışırken hiç beklemediğiniz bir tepkiyle karşılaşma olasılığınız her zaman vardır. Mesela…

– Alerjik reaksiyonlar görülebilir: mRNA bazlı koronavirüs aşılarında kullanılan polietilen glikol (PEG) maddesinin alerjik reaksiyona neden olma ihtimali var. (5) Zaten kısa bir süre sonra bu aşılar nedeniyle anaflaktik şoka (alerjik şok) girerek hayatını kaybeden vakaların haberleri gelmeye başladı. Koronavirüs aşılarında kullanılmadan önce de PEG’in patolojik bağışıklık cevabına neden olduğu biliniyordu. Üstelik mRNA aşılardaki sentetik RNA metil-psödouridin denen bir kimyasal bileşen içeriyor. Genetik mühendisliğiyle tasarlanmış bir mRNA ile karşı karşıyayız. Bu, virüsün ürettiğinden çok farklı bir mRNA’dır ve vücutta kısa ve uzun vadede nasıl bir etki yaratacağı konusunda herhangi bir bilgimiz yok.

– Nörodejeneratif hastalıklara yol açabilir: Koronavirüse dikenli görünümünü veren spike proteinin kan-beyin bariyerini geçebildiğini biliyoruz. Geçtiğimiz aylarda yayımlanan bir çalışmaya göre, mRNA aşılarda kullanılan spike proteini önceden kestirilemeyen proteinlere bağlanarak Parkinson, Alzheimer ve ALS (Amyotrofik Ateral Skleroz) gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabilir. (6)

– Kalp krizi ve inme riski var: Sadece spike proteinin bile damar sistemine hasar verebileceğini gösteren araştırmalar var. (7) Yani virüsün mRNA aşılarda kullanılan kısmı bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Bilim insanları, akciğerlerdeki karbondioksit yüklü kanı, oksijenlenmek üzere kalbe taşıyan atar damar (pulmoner atar damarı) hücrelerini kültür ortamında bu proteine maruz bıraktılar. Ve virüsün diğer bileşenleri olmadan, yalnızca spike proteinin ölüm oranı yüksek olan bir akciğer hastalığı olan pulmoner arteriyel hipertansiyonu andıran bir tabloya neden olabileceğini (8) gördüler. Çalışmayı gerçekleştirenler bu etkinin akciğerle sınırlı olmadığını, kalp damar sisteminde görüldüğünde kalp krizine, beyinde ise inmeye neden olabileceğini öngörüyor ve mRNA bazlı aşıların potansiyel bir risk taşıdığı konusunda uyarıyorlar.

– Otoimmün hastalık geliştirme riski var: COVID-19 geçirip iyileştikten sonra otoimmün hastalık geliştiren vakalar var. Yani enfeksiyona yakalanmadan önce gayet sağlıklı olan bireylerde hastalandıktan sonra idiopatik trombositopenik purpura (ITP – bağışıklık sisteminin pıhtılaşma hücrelerine saldırması), Guillain-Barré sendromu (bağışıklık sisteminin sinirlere saldırması) ve hemolitik anemi gibi otoimmün hastalıklar ortaya çıkıyor. Yine iyileştikten bir süre sonra lupus eritematozus (SLE) geliştiren üç vaka rapor edilmiş. (9) Halk arasında kelebek hastalığı olarak da bilinen bu otoimmün hastalıkta, bağışıklık sistemi kendi dokularına (özellikle deri, eklem, kan, böbrekler ve merkezi sinir sistemine) saldırmaya başlıyor. COVID-19 geçirmiş hastalarda otoantikorlara çok sık rastlandığı yolunda yayınlar mevcut. Otoantikorlar bağışıklık sistemi tarafından mikroplar ya da virüsler yerine vücudun kendi hücrelerine karşı geliştirilen antikorlardır. Bilimsel bir çalışma kitlesel aşılamanın potansiyel yan etkilerinden birinin otoimmün hastalıkların artması olabileceği yolunda uyarıda bulunuyor, özellikle de genetik olarak otoimmüniteye yatkınlığınız varsa. (10) Aşı olduktan sonra bağışıklık sisteminin pıhtılaşma hücrelerine saldırması sonucu iç kanama yüzünden hayatını kaybeden vakadan bahsetmiştim. Bu ve benzeri vakalar uyarıları ciddiye almak için yeterli!

1 https://www.pharmaceutical-technology.com/news/israel-myocarditis-pfizer-vaccine/

2 https://www.cdc.gov/coronavirus/2019-ncov/vaccines/safety/myocarditis.html

3 “Developing new health technologies for neglected diseases: a pipeline portfolio review and cost model”, R. Young, Gates Open Res, 2018 Ağustos, 2:23, DOI: 10.12688/gatesopenres.12817.2

4 “Worse Than the Disease? Reviewing Some Possible Unintended Consequences of the mRNA Vaccines Against COVID-19” Stephanie Seneff, Greg Nigh, International Journal of Vaccine Theory Practice and Research, 2(1), Mayıs 2021; 38-79

5 “Anti-PEG IgE in Anaphylaxis Associated with Polyethylene Glycol”, C.Stone, The Journal of Allergy and Clinical Immunology in Practice, 2020, 9(4): 1731-1733.e3.

6 “Review of COVID-19 Vaccines and the Risk of Chronic Adverse Events Including Neurological Degeneration”, J. Classen,(2021). Journal of Medical-Clinical Research and Reviews 5(4): 1-7.

7 “SARS-CoV-2 Spike Protein Elicits Cell Signaling in Human Host Cells:Implications for Possible Consequences of COVID-19 Vaccines”, Y. J Suzuki, S. G. Gychka, 2021, Vaccines 9: 36.

8 ”SARS-CoV-2 Spike Protein-Mediated Cell Signaling in Lung Vascular Cells”, Y. J Suzuki, S. I. Nikolaienko, 2021, Vascular Pharmacology 137: 106823.

9 “Autoimmune and Inflammatory Diseases Following COVID-19”, C. Galeotti, Nature Reviews Rheumatology, 2020, 16(8), 413-414.

10 “A systematic review of asymptomatic infections with COVID-19”, Z. Gao, Journal of Microbiology, Immunology and Infection, 2020, 54(1): 12-16.

Kaynak:https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dr-umit-aktas/uc-maymunu-oynamak-6522532?sessionid=4

Bunları da beğenebilirsin