Gıda Endüstrisinden Manzaralar! / Milliyet.com.tr

Gıda endüstrisinden manzaralar

Fast-food dünyasında kullanılan ambalajların tehlikeleri, patatesin bir sağlık zararlısına dönüşme hikayesi ve bizi öldüren toksik yiyecekler… İşte gıda endüstrisinin endişelendiren görünümü

Yeni bir araştırmaya göre, fast-food yediğinizde vücudunuza PFAS (perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler) de alıyorsunuz. Ama düşündüğünüzün aksine bu toksik maddeler yiyeceğin kendisinden değil ambalajından geliyor! Toksik yaşam alanlarında da bulunan (su geçirmeyen döşemelikler, bazı boyalar, cilalar vs.) bu kimyasallar teflon tavalarda da kullanılır. Teflon tavanızı attınız belki ama hamburgerinizin, sandviçinizin sarılı olduğu kağıtta, patates kızartmanızın içine konduğu kutuda hep PFAS var. Eve sipariş ettiğiniz pizzanın kutusunda, mikrodalgada yaptığınız patlamış mısırın paketinde yine bu kimyasallar kullanılıyor.

2019 yılında yayımlanan çalışmaya göre, fast-food tüketimi ile kandaki PFAS seviyesi doğru orantılı. Yani bu kimyasallar değdikleri yiyeceklere geçiyor, siz bu yiyecekleri yedikçe de onları vücudunuza alıyorsunuz.(1) Perfloroalkil ve polifloroalkil maddelerin çocuklarda gelişim bozukluğuna yol açtığı, karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına, kısırlığa neden oldutiroid hastalıklarına(2) ve bazı kanserlere yakalanma riskini artırdığı(3) yolunda bilimsel çalışmalar var.
Danimarka 2020 yılı itibarıyla yiyecek ambalajlarında PFAS kullanımını yasakladı ve bu kimyasalları gıda endüstrisinden tamamen çıkaran ilk ülke oldu.(4)

Patatesten cipse

Şimdi de patates gibi masum bir besinin gıda endüstrisinin elinde nasıl bir sağlık zararlısına dönüştüğüne bakacağız. Cipsle ilgili en önemli endişe yağ içeriği ve yüksek kalorili olmasıdır ama kimsenin aklına akrilamid tehlikesi gelmez.

Çocuklarımıza yedirmekte sakınca görmediğimiz cipslerin içinde bulunan bu toksik madde, patatesin (ve karbonhidrat zengini besinlerin) yüksek ısılara maruz bırakılmasıyla oluşuyor. Patates kızartmasında, peksimette, kızarmış ekmekte ve bazı kahvaltılık gevreklerde de bulunan akrilamid potansiyel bir kanserojen.(5) Bir yiyeceğin karbonhidrat oranı yüksekse ve kıtır bir dokuya sahipse içinde bolca akrilamid olduğundan emin olabilirsiniz. Yağda kızartılmadan hazırlanan ve çok daha sağlıklı oldukları iddiasıyla pazarlanan fırınlanmış cipsler mi? Bunlarda da aynı tehlike söz konusu. İster kızartın ister fırınlayın her iki koşulda da akrilamid bir yere gitmiyor.

Kaliforniya eyaletinin, 2005 yılında ürünlerin içindeki akrilamid konusunda tüketicileri uyarmadıkları için cips üreticilerini dava ettiğini biliyor muydunuz?
Tehlike tabii ki cipslerle sınırlı değil, işlenmiş yiyeceklerin tümü, adını sanını bile duymadığınız pek çok sürprizle birlikte geliyor!

Çok çekici görünüyor çünkü: Şekerlere, gazlı içeceklere, meyve sularına konulan sentetik gıda boyaları kanserden alerjik reaksiyonlara, hiperaktivite ve zekâ geriliğine kadar pek çok sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor.

Taptaze çünkü: Bisküvi, gofret ve cipslerin aylarca, hatta senelerce taze kalmaları için içlerine petrol bazlı bir kimyasal olan BHA (Bütil Hidroksianisol) konuyor. Bu kimyasalın kanser riskini artırdığı, gelişim bozukluğuna neden olduğu yolunda bulgular var.

Çok lezzetli çünkü: Hazır çorbaların, salata soslarının, cipslerin, gofretlerin içine katılan monosodyum glutamat, Alzheimer(6) ile ilişkilendiriliyor.

Şaka gibi…

Şeker yiyen çocukların daha sağlıklı olduğunu öne süren bir bilimsel yayın olduğunu söylesem! Şaka gibi değil mi? Bir üretici olarak yaptığınız yiyeceğin sağlık faydaları olduğunu iddia etmekte zorlanıyor musunuz? O zaman bir araştırmaya sponsor olun! Amerika menşeli büyük bir şekerleme üreticisi de bunu yapmış. Food&Nutrition Research dergisinde yayımlanan ve 11 bin çocuğun izlendiği araştırmanın bulgularına göre şeker yiyenlerin kilolu ve obez olma riskleri şeker yiyenlere kıyasla yüzde 22 daha azdı. Yine aynı araştırmaya göre şeker yiyenlerde enflamasyonla ve kalp kriziyle ilişkilendirilen C-reaktif protein (CRP) seviyesi daha düşüktü. (7) Pes ki ne pes! Bu saçma sapan yayının altına imzasını atanların, sonraki senelerde de gıda endüstrisi destekli benzer araştırmalar yaptığını belirtmekte fayda var. Bunun bizdeki en çarpıcı örneği bir margarin markasının ne kadar sağlıklı, nasıl kalp dostu olduğunu halka duyuran tıp insanlarımızdır.

Hatırlayın, yıllar boyunca margarin firması ile ortaklaşa kalp sağlığı haftaları düzenlediler. Kötü bilim diye buna derler işte! Kendinizi kötü bilimden korumazsanız, hapı yutarsınız! Hapı yutmamak için gözünüzü dört açın, her bilgiye inanmayın.

Kaynak: https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/dr-umit-aktas/gida-endustrisinden-manzaralar-6134256

Bunları da beğenebilirsin