İlaçsız Yaşam Mümkün müdür?

Katıldığım her programda, verdiğim her röportajda hep aynı soruyla karşılaşıyorum:  “Hocam, ilaçsız yaşam mümkün müdür?”

Evet, mümkündür ve bilimsel kanıtı da vardır: İnsanoğlu, dünya üzerinde yaşadığı 200.000 yıl boyunca ilaçsız yaşadı. 

30 Mayıs 2016

İlaçsız Yaşam Mümkün müdür?

Katıldığım her programda, verdiğim her röportajda hep aynı soruyla karşılaşıyorum:  “Hocam, ilaçsız yaşam mümkün müdür?”

Evet, mümkündür ve bilimsel kanıtı da vardır: İnsanoğlu, dünya üzerinde yaşadığı 200.000 yıl boyunca ilaçsız yaşadı. Hastalıklardan korunmak ve hastalandığı zaman da iyileşebilmek için doğal tedavi yöntemlerine başvurdu. Bitkileri kullandı, akupunktur uyguladı, suyun ve balın faydalarından yararlandı, beslenmesini düzenledi. Kurulan tüm devletler fitoterapiyle kuruldu, tüm sanat eserleri, tüm medeniyetler fitoterapiyle yükseldi. Tarih boyunca bugün anladığınız manada kimyasal ilaçlar yoktu.

Alın size kanıta dayalı tıp: İnsanoğlu soyunu fitoterapi sayesinde sürdürdü, ‘tıp’ denilince akla gelen bitkilerle tedaviydi. 200.000 yıl boyunca bilimsel gelişme gösterdi, medeniyetler kurdu, bugüne kadar geldi. Koca bir insanlık tarihi karşısında, bugün yaptığınız double blind, plasebo kontrollü, randomize, gösterişli, patırtılı kocaman bilimsel yayınlarınızın yeri nedir ki?

Şimdi asıl soruyu ben sorayım:

İlaçsız yaşam mümkündür ve bilimsel kanıtı 200.000 yıllık insanlık tarihinin ta kendisidir! Peki “ilaçlı yaşam” mümkün müdür? Hepi topu 70 yıllık tarihi olan ilaçlı yaşam kendini ispatlamış mıdır?

200.000 yıllık insanlık tarihinin yanında, 70 yıllık kimyasal tıp tarihi nedir?

Bugün “ilaç” denilince aklınıza gelen maddelerin tamamı kimyasal maddelerdir. Kendisine “modern tıp” diyen ekol, aslında “kimyasal tıp”dır.

Kimyasal tıp, 2. Dünya Savaşı’nda büyük paralar kazanan kimyasal silah üreticileri tarafından savaş sonrasında kurulmuştur. Bugün kullanılan kimyasal ilaçların %90’ından fazlası bu dönemden sonra ortaya çıkmıştır. Halen kullanımda olan en yaygın ve eski ilaç “Aspirin”dir; o da 1897 yılında bulunmuştur, yani sadece 118 yıllık tarihi vardır. Aspirin’i icat eden Bayer firmasının kimyageri Dr. Felix Hoffmann, 11 gün sonra Aspirin’i sentezlediği metodu kullanarak yeni bir ‘ilaç’ icat etti: Eroin! Ağrı kesici olarak piyasaya sunulan eroin, 1930’lu yıllara kadar “bağımlılık yapmayan ağrı kesici” olarak eczanelerde satıldı.

Bize eroini bağımlılık yapmayan ağrı kesici olarak pazarlayan kimyasal tıp, bugün bilimsel kurallardan, etikten, ‘modern’likten, kanıta dayalı tıptan bahsediyor!

“Pardon” diyen tıp!

Peki “modern tıp” denilen kimyasal tıp kanıta dayalı tıp mıdır? Kendi rüşdünü ispatlamış mıdır? Varolduğu 70 sene içinde tüm soruların cevaplarına ulaşıp, tüm kanıtları ortaya sunmuş mudur? Hayır. Asıl “modern tıp” kanıta muhtaçtır.

Kimyasal tıbbın 70 yıllık kısa tarihi 'pardon'larla doludur. 'Pardon bu ilaç öldürüyormuş, pardon sakat bırakıyormuş'… Bitkilerle tedavinin kullanıldığı 200.000 yıl boyunca, kimyasal tıbbın 70 yılı süresince denildiği kadar çok 'pardon' denilmemiştir.

Bununla da kalmıyor, bu kadar ‘pardon’a rağmen, kendisini gerçek kabul edip, bize ‘alternatif tıp’ diyor. Dağdan gelmiş, bağdakini kovacak… Hiç laf kalabalığı yapmayalım: Gerçek tıp biziz,  kimyasal tıp kendine kandıracak başkalarını bulsun.

Kimyasal tıp, kirli tarihini efelenerek gizlemeye çalışır. Suçunu örtbas etmek için bağırıp çağıran sokak kabadayısı gibi, her itiraz edeni gürültüyle bastırır. Ama yol bitti, denizin sonu geldi: Artık herkes oyunun farkında. Bağırmakla susturamazsınız bizi.

İlaçsız yaşam mümkündür.
İlaçlı yaşam mümkün değildir.

DR. ÜMİT AKTAŞ'A SORUN

Bu bölümden Dr. Ümit Aktaş’a sorularınızı iletebilirsiniz.

E-posta bültenine kayıt olmak istiyorum.

Sonuçlar: